huraydogdu // Haberler
Yeni Eğitim Yılı Başladı
Eğitim-Öğretim Yılının Başında
Mehmet ÖZÇATALOĞLU*
Yeni bir eğitim-öğretim yılı başlarken istedim ki ülkemizdeki eğitimin, eğitimcinin durumunu şöyle bir irdeleyelim. Öncelikle yeni eğitim-öğretim yılı tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere, velilere ve eğitimle ilgili her kademe ve alanda çalışanlara hayırlı olsun. Geçmiş yıllara nazaran daha iyi bir yıl olmasını ümit ediyorum.
Eğitim-öğretim yılının hemen başında Danıştay İkinci Dairesi’nden gelen haber tüm Eğitim-Sen camiasında haklı bir sevinç yaratmıştır. Danıştay kararı doğrultusunda Nisan ve Mayıs ayında yapılan yönetici atamalarının tamamı (yaklaşık 10.000 atama) geri alınmak zorundadır. Hukuksuzluğun karşısında alınan bu sonuç biz eğitim emekçilerine moral vermiştir. Ve bir kere daha görülmüştür ki Eğitim-Sen, eğitim işkolunun tek ve gerçek sendikasıdır.
Bir diğer konu ise öğretmenlere eğitim-öğretim yılının başında verilen eğitime hazırlık ödeneğidir. Bu yıl için belirlenen miktar geçen yıla oranla sadece 25 YTL. artırılmış ve ödenek 450 YTL.’ye çıkarılmıştır. Öğretmene, eğitime hazırlık ödeneği adı altında ödenen ödeneğin maalesef ihtiyaçları karşılayamayacağı, ödeneğin amacına hizmet etmediği artık görülmelidir. Rakamlar bir kere daha gözden geçirilmeli ve gerekli iyileştirmeler yapılmalıdır.
Son günlerde gündemi meşgul eden bir diğer konu da öğretmen ihtiyacıdır. Sendikaların verdiği rakamlar ile bakanlığın açıkladığı rakamlar birbirini tutmamakta. Hatta bakanlığın farklı zamanlarda (yakın tarihler olduğuna dikkat çekerim) verdiği rakamlar bile birbirini tutmamaktadır. Milliyet Gazetesi yazarlarından Abbas Güçlü’nün** köşesinde belirttiği gibi olaya nereden baktığınız çok önemli. Beş sınıf bir arada eğitim yapılan okula bir öğretmen sayarsanız rakam düşüyor. Fakat her sınıf için ayrı ayrı öğretmen düşünürseniz rakam gerçekten korkunç boyutlara ulaşıyor. Ayrıca aynı yazıdan başka bir örnek de sınıf mevcuduyla ilgili. Sınıfları 50–60 kişi yerine 24–30 kişi hesaplamak arasındaki rakamsal fark da bu yazıda dile getirilmiş. Örnekler tabi uzatılabilir. Bir gerçek var ki hiç uzatılmaması gereken bir konudur. Bu konuda olan sadece kendisini yetiştirip okulu bitirdikten sonra idealleriyle ortada kalan genç arkadaşlarıma, meslektaşlarıma oluyor.
Buraya kadar öğretmen sorunlarından bahsettim. Şimdi bir de eğitim-öğretimin diğer ayağını oluşturan öğrencilere ve sorunlarına bakalım.
Öğrencilerin okula hazırlık masrafları bu yıl da cep yakıyor. Okula kayıt ücretinden servis ücretine, kılık-kıyafetinden defterine, kalemine silgisine kadar hesaplandığında rakamlar 500–1500 YTL. arasında değişiyor. Bir de iki çocuğun okula gideceği düşünüldüğünde veliler için gerçekten çok yüklü maliyetler ortaya çıkıyor. Kaldı ki bu fiyatlar içerisinde kitap masrafı yok. Kitaplar ücretsiz dağıtıldığından dolayı hesaplama dışı tutuluyor.
Ülkemize iki yıldır uygulana gelen bir çalışma var. Çocukların okul korkularını aşmaları amacıyla İlköğretim 1. sınıfa ve Anasınıflarına gelecek öğrenciler bir hafta önce başlıyorlar. Fakat bu uygulama yeterli değildir. Okul korkusu yaşayan çocuk okula 1 hafta önce değil 1 ay önceden gelse o korkuyu yaşayacaktır. Bu yüzden okul öncesi eğitim geliştirilmeli ve genişletilmelidir. Aksi takdirde okul korkusu yaşayan çocuklarda ileriye dönük büyük tahribatlar meydana gelebilir.
Son olarak değinmek istediğim bir konu da öğrenci aflarıdır. Ülkemizde bütün derslerinden sadece birini veremediği için öğrenciler ya okuldan uzaklaştırılıyorlar ya da sınıf tekrarı yaptırılıyorlar. 12 dersten 11’ini vermiş öğrenci birini veremiyor ve hayatı o anda bambaşka bir yöne doğru akıyor. Hâlbuki veremediği bir ders yerine verebildiği 11 derse bakılsaydı çok farklı yerde olabilirdi şu anda. Ama bu yönü görmüyoruz ya da görmek istemiyoruz. Adam gibi çalışsaydı diyoruz. Tek sorumlunun o içi kıpır kıpır, hayatının en güzel dönemini yaşayan masum yavrunun olduğunu düşünüyoruz. Ona, o dersi sevdirmeyen, anlayacağı şekilde anlatmayan öğretmeni hiç aklımıza getirmiyoruz.
Ama olmamalı. Sadece sonuca bakarak eğitimin kalitesini yükseltemeyiz. Nedenlerle de ilgilenmemiz gerekiyor. Ülkemizin geleceğini karartmamak için bunu yapmalıyız. O çocuklara sınav hakkını tanımalıyız. Sadece ÖSS’yi kazananlara değil alt sınıftakilere de aynı şansı ve aynı hakkı vermeliyiz. Yarınlarımız için.
***Sonuç olarak
Eğitim sisteminin içinde bulunduğu sorunların aşılması ve toplumun eğitim düzeyini yükseltmek, ancak köklü değişikliklerle olabilir. Bu nedenle eğitim sisteminde yapısal değişiklikler gereklidir. Derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her alanında köklü bir değişime ihtiyaç vardır. Gerekli değişiklikler yapılmadan atılacak her adım sorunlarımızı sadece sonraki yıllara erteler.
Kaynakça:
**Abbas Güçlü, Milliyet Gazetesi, 08 Eylül 2007
***Eğitim-Sen web sitesi (www.egitimsen.org.tr)
_____________________
* Kilis Süleyman Demirel İ.O Eğitim-Sen İşyeri Temsilcisi
|
Hit:59 |
16.09.2007 23:08:54 |
|
|
|
Diğer Haber Başlıkları
|
|