DOĞAL GIDALAR / HABERLER / Çöl Mevsimi


Duyurular

Aşağıdaki adreslerdeki makale ve fotoğrafları seveceginizi ,beğeneceğinizi umuyorum.
hurdogan.tr.gg
www.huraydogdu.blogcu.com
http://uyeler.antoloji.com/col-mevsimi/
http://picasaweb.google.com/hurdoganay
http://www.huraydogdu.ozelsayfam.com
http://hurdogan.azbuz.com/index.jsp



Başımız dertte.

Dünya ısınıyor, iklimler değişiyor, afetlerin sayısı ve şiddeti artmaya devam ediyor.

Dünyamız çölleşmeye, açlığa, susuzluğa doğru giderken doğal dengeler bozulurken çözüm; yeşil örtüyü korumak ve genişletmektir.

Ama biz ne yapıyoruz ?

Nefes almamızı sağlayan, topraklarımızı, suyumuzu koruyan, binlerce canlının yaşam kaynağı, yuvası ormanlarımızı korumamız gerekirken sözde "yasal" yollardan satmaya çalışıyoruz.

Ormanlarımız satılık değildir.

Anayasaya aykırı, ulusa ait ormanları satışa çıkararak mülkiyet hakkını hiçe sayan ve orman talanının önünü açan 2/B Orman Arazilerinin Satışına geleceğimiz ve çocuklarımız için "Hayır" diyoruz.

TEMA Vakfı olarak 2/B orman arazilerinin satılmaması ve tekrar 2/B'lerin yaşanmaması için imza kampanyası başlattık.

2/B Arazileri Satılmasın İmza Kampanyamıza http://www.tema. org.tr/2B/ adresinden katılarak,
Siz de Geleceğimize bugünden El Koyun.

TEMA VAKFI

Unicef & MSN Yardım Kampanyası
Tabağınızdaki yemeği çöpe atmadan önce lütfen açlıktan ölen insanları düşünün!

Afrika`da açlıktan çocuklar ölmekte, Unicef`in MSN ile yaptığı anlaşma sonucu,

ölen ve geriye kalan çocuklar için yardım kampanyası başlatılmıştır.

Bu maili ne kadar çok kişiye gönderirseniz, bu anlaşma gereği 5 EURO, Unicef`in hesabına geçecektir.

Afrika ve tsunami çocuklarımıza. "Şefkat Çağrısı" kampanyamıza katılın lütfen.

Aldığınız bu mail ve az sonra göndereceğiniz mailiniz 10 EURO kazandırdı bile Unicef`e.

Lütfen ölmekte olan çocukları yaşatalım. Her 3 saniyede 1 çocuğun açlıktan öldüğünü unutmayalım.

BU MAILI TÜM YAKINLARIMIZA YOLLAYALIM...

Tabağınızdaki yemeği çöpe atmadan önce lütfen açlıktan ölen
insanları düşünün!







Afrika`da açlıktan çocuklar ölmekte, Unicef`in MSN ile yaptığı
anlaşma sonucu,







ölen ve geriye kalan çocuklar için yardım kampanyası
başlatılmıştır. style='font- size:10.0pt; font-family: "Verdana" ,"sans-serif" '>







Bu maili ne kadar çok kişiye gönderirseniz, bu anlaşma gereği style='font- size:9.0pt; font-family: "Verdana" ,"sans-serif" ;color:navy'>5 EURO,style='font- size:9.0pt; font-family: "Arial"," sans-serif" '> style='font- size:10.0pt; font-family: "Verdana" ,"sans-serif" ;color:navy'>Unicef`in
hesabına geçecektir.
-- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI

Piyasada satılan hazır gıda maddeleri ülkemizde insan sağlığını ciddi biçimde etkileyecek derecede katkı maddeleri içermektedir. Ancak bu maddeler, tüm çabalara rağmen medya aracılığı ile ilan edilememektedir. Günümüzde gıda sektörü büyük bir tröst halini almıştır. Örneğin hiçbir yayın organında Coca-Cola'nın zararlı olduğunu göremezsiniz. Ancak biz tüketiciler, aile fertlerimizi, çevremizdeki arkadaşlarımızı, haberdar ederek bilinçlendirebiliriz . Son yıllarda kanser vakalarının neden devamlı artış gösterdiğini hiç düşündünüz mü? Siz çocuğunuzun kanserojen madde içeren gıda almasını ister misiniz? Peki niye ketçap alıyorsunuz?
Sizlere aşağıda sunduğumuz tablo alacağınız hazır gıda maddelerindeki katkılarla ilgili bilgi vermektedir.

Sağlığınız için: Lütfen her hangi bir gıda maddesi satın almadan önce ambalajının üzerini dikkatlice okuyun.

ZARARSIZ KATKILAR
E100, 103, 104, 105, 111, 121, 122, 126,130, 132, 140,151, 152, 160,
161, 162, 163, 170, 174, 175, 180, 181, 200, 201, 202, 203, 236, 237,
238, 260, 261, 262, 263, 270, 280, 281, 282, 290, 300, 301, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 322, 325, 326, 327, 331, 332, 333, 334, 336, 337, 382, 400, 401, 402, 403, 404,405, 406, 408, 410, 411, 420, 421, 422, 440, 471, 472, 473, 474, 475,480
ŞÜPHELI KATKILAR
E125, 141, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 477, 605
E220,221,222, 223,224, 338, 339, 340, 341, 460, 461, 466, 407 (MIDE VE BAĞIRSAK HASTALIKLARI) E200 (VUCUTTAKI VITAMIN B12 YI YOK EDIYOR) E250,251, 320, 321 (KALP HASTALIKLARI, DAMAR SERTLIKLER VE TIKANIKLIKLARI)

TEHlikeLI KATKILAR
E102, 120, E311, 312 (NÖROLOJIK HASTALIKLAR)

KANSEROJEN KATKILAR
E102, 110, 123, 124, 131, 142, 210, 211, 213, 214, 215,216, 217
ÖRNEĞIN E211-SODYUM BENZOAT KETÇAPLARDA BULUNMAKTADIR.

123,110 ABD, INGILTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA,JAPONYA VE DAHA BIRÇOK ÜLKEDE YASAKLANMIŞTIR. FAKAT ÜLKEMIZDE RENKLI DRAJE ÇIKOLATALARDA VE KAYMAKLI BISKÜVILERDE KULLANILMAKTADIR.

EN TEHlikeLI KANSEROJEN KATKI:
E330 ( NE YAZIKKI BIRÇOK HAZIR GIDADA KULLANILMAKTADIR. )
BAZI HAZIR GIDALARDA TESBIT EDILEN KATKI MADDELERI E330 -
ÜLKER LÜKS GOFRET, MEYSU (ÖZELLIKLE KAYISI), KNOR DOMATES ÇORBA, TÜM TENEKE KONSERVE VE TURŞULAR, 7UP, SCHWEPPES (TÜM ÜRÜNLERI), JELIBON, TAMEK YAPRAK SARMA, PIYALE HAZIR ÇORBA, OLIPS,
E250 - TÜM SALAMLARDA
E300 - FANTA PORTAKAL, CINOMEL
E320 - ETI PUFY, KNORR IŞKEMBE ÇORBA
E223 - ÜLKER HAYLAYF, ALBENI
E322 - ÜLKER ÇOKOKREM

TÜM KOLALI IÇECEKLERDE KULLANILAN KATKI MADDELERININ TESBITI IÇIN ANALIZ YAPILMASINA IZIN VERILMEMIŞTIR.
LÜTFEN ÇOĞALTARAK DOSTLARINIZA DAĞITINIZ.
Bilgilerinize sunulur...









Afrika ve tsunami çocuklarımıza. style='font- size:9.0pt; font-family: "Verdana" ,"sans-serif" ;color:navy'>'Şefkat
Çağrısı' kampanyamıza katılın lütfen.







Aldığınız bu mail ve az sonra göndereceğiniz mailiniz style='font- size:9.0pt; font-family: "Verdana" ,"sans-serif" ;color:navy'>10 EUROstyle='font- size:9.0pt; font-family: "Arial"," sans-serif" ;color:navy'> style='font- size:10.0pt; font-family: "Verdana" ,"sans-serif" ;color:navy'>kazandırdı
bile Unicef`e.







Lütfen ölmekte olan çocukları yaşatalım. Her 3 saniyede 1 çocuğun
açlıktan öldüğünü unutmayalım.







BU MAILI TÜM YAKINLARIMIZA YOLLAYALIM.. .







...herşey gönlünüzce olsun...







Menüler

Diğer Siteler

    Arkadaşlarım

Sayaç

  • 9260
DOĞAL GIDALAR
 İçimizdeki Tehlike

Bu konu gerçekten de çok önemli...Genetiği değiştirilmiş tohumlar sadece bizi
tohum elde etme konusunda İsrail'e yada başka ülkelere bağımlı kılma tehlikesi taşımıyor... Genetik olarak değiştirilen tohum bilinen şifalarını da kaybedebiliyor... Sifalı bitkilerle tedavi, fitoterapi, tıp gibi alanlarda onbinlerce yıllık kadim bilgilerin
de yok edilmesi ve bazı hastalıkların tedavisinin imkansızlaştırılması anlamına da geliyor... Her bitki içinde barındırdıkları etken maddeler nedeniyle aynı zamanda tıpta ve fitoterapide kullanılan ilaçlardır...Bunların yapısının değiştirilmesi tüm tıp sektörüne de darbe vurmak demektir... Tek bir etken maddenin bile değiştirilmesi 
o bitkiden şifa almayı engelleyebilir... Organik ürünler kullanmak hastalanma oranını ciddi oranda azaltmaktadır.. Sağlıklı toplumları hiç bir kuvvet yıkamaz...
Bizler ise yıllardır ilaç ve tohum devlerinin kobayı gibi yaşamaktayız... İlaç kullanmak pek çok insanda ihtiyaçtan ziyade bağımlılık haline gelmiş, pek çok kimyasal ilacın tedaviden çok kansere yol açtığı, karaciğer, böbrek gibi hayati organlara zarar verdiği, bağışıklık sistemini yıktığı bilinen gerçeklerdir... Ülkemiz aynı zamanda dünyada yasaklanan pek çok ilacın rahatlıkla satılabildiği, dünyada terkedilen tedavi yöntemlerinin rant amacıyla sürdürülmeye devam edildiği bir yer haline geldi...Bu nedenle dünyada sadece tohum konusunda bağımlılık endişesi ile değil, her anlamda tartışılmaktadır... Sadece arıların yok olmasıyla bile dünyada yaşamın yok olacağını  bilim adamları öngörüyorlar... Ne yazıkki bu tarım ilaçları ve tohumlarla bulaştırılan hastalıklar arıları da yok etmektedir.. Yöremize özgü arıların nasıl yok edildiğini içimiz parçalanarak izledik...Elimizden bir şey gelmiyor şimdilik... Ama tüm Türkiye bilinçlenmez ise ne yazıkki iş işten geçmiş olacak... Hem insanlık için hem ülkemiz için...
 Gelin GDO'su değiştirilmiş tohum kullanmaya hayır diyelim... 
gelin bu konuda kampanyalar, mitingler yapalım.. Tarım konusunda yapılan katliam gibi uygulamalara karşı çıkalım... Bu yapılanlar hem insanlık suçu hem vatana ihanettir...   Torunlarımıza zehirsiz topraklar, kansersiz bir ömür bırakalım...
Mal mülk bırakmaktan daha iyi bir mirastır yaşanacak güzellikte bir ülke bırakabilmek..
yaşadığımız bu cennet ülkeye layık olalım...
Sevgi ve saygılarımla
Sibel Ersoy
İçimizdeki Tehlike
Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan   değerlendirdi.Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı,
benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze   

önemliydi.Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.
Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların. Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda
 kendisi için yetiştirilen organik sebzeleri ülkesine götürüyordu.Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli  

  

kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu     

sebzeleri kullanıyormuş. Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs
    ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini
   hatırlıyorum;  


Cumhurbaşkanı Talat, Toptan'a bir yemek sırasında "Türkiye'de en son     

yediğim domateslerin tadı hala damağımda" 
demişti.Bu   konuşma üzerine   

Toptan, Talat'a "En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri

göndereceğim" sözü vermişti.Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet  


 ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine 

getiriyordu.Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma    
sonucunda hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl     bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?
Gelelim işin teknik meselesine.  


Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda 115 bin kişi çalışıyor.70 tane     üniversitemiz, 30 tane ziraat fakültemiz, 50 tane tarım araştırma
enstitümüz, 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz   var.Buna rağmen Türkiye 

tohumda tamamen dışa bağımlı.Tek kelimeyle tohumun patro nu
 ise
  İsrail.Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun 

  haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle  


  


 öbür madalyon tarafı da var.İsrailli araştırmacıların, genleriyle 

oynayarak, gül ile
 limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin    
internet sayfasından okumuştum.İstediğiniz
şekle sahip domatesleri bile     bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...

    


Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz   doğru.Gelelim başka doğrulara. Bu 

tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok. Yani İsrail'den bir
 defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz.Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir   gram altına denk oldu.Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık

    


 isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.Genetik tohum o toprağ a da zarar 
veriyor. Artık
 hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.    
50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık
    tamamen kullanılmaz hale geliyor.Buna en güzel örnek Türkiye'nin patates
deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde 
 kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin  
verilmemesidir.Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana
  hastalığı bedava...Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede
 zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor. Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi
   işletiliyor. Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa   uluslar arası mahkemede yargılanacak!Şu anda dünyada İsrail tohumu
  kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır. İkincisi de
    biz olacağız. Ve AKP bu tehlikenin farkında olmadığı gibi İSRAİL'e destekoluyor. EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR
 !!!  
--------------------------------
Gönderenin Notu:Bu yazıdaki düzeltme ve ek niteliğindeki bilgileri de ben vermek istiyorum.
1-"İşgal altındaki Irak'tan başka, ilk İsrail tohumu yasasını çıkartan ülke olacağız" cümlesi yalnıştır.
Çünkü bu yasa (sanırım 7 kasım 2006 da) Tarım bakanı Sayın Mehdi Eker'in büyük gayretleriyle çıkarıldı.
2-"AKP, tehlikenin farkında olmadığı için" düşüncesi tamamen yanlıştır, çünkü onların misyonu budur..
Hatta iktidarda (birçoklarının istediği gibi) CHP veya MHP gelseydi sonuç değişmeyecekti çünkü bu yasalar çıktıktan sonra (ve hala) gıklarını bile çıkartmamışlardır, çünkü bu yaslar "BOP un olmazsa-olmaz yasalarındandır.. Bu kanunun iptali için (asker dahil) tüm muhalefetin ve halkın ülkenin altını üstüne getirmesi gerekiyordu..
3-Dikkat çekilecek diğer noktalar:
a-Parekende zinciride tamamen bu ürünleri üretenlerin eline geçmek üzeredir. Yani onların bize itelediklerinden başka birşey bulamayacağız.
b-Hastaneler de onların eline geçeceği (ve sosyal güvenlik yasalarının içinin boşaltılacağını da) hesaba katarsak, bir süre sonra, sıradan halktan vatandaşların yapacak fazla birşeyi kalmayacaktır.
SONUÇ:Halkımız Süpeeer Marketlerden!!, yüksek fiyatlardan!! aldıkları genetiği değiştirilmiş ürünleri yedikleri için hastalandıkların da !!!, ithal doktorların eline düşeceklerdir.. (Bunların olmayacağını, bir kişi söyleyebilir mi?)
4-Biz Türklere hazırlanan tuzaklara karşılık, gördüğünüz gibi İngiltere karaliyeti bizim topraklarımızdan beslenmektedir. Diğer yandan belki de dünyanın en temiz ve verimli organik topraklarının olduğu yerler de İsrail'in eline geçmiştir.  Suriye sınırımızdaki mayınlı arazi, (toplamı Kıbrıs adası büyüklüğünde) mayınlardan temizleme karşılığında organik tarım yapılmak üzere, Unakıtan imzasıyla İsraile ihale edildiği gün, İngiliz Dışişleri bakanının apar topar Türkiyeye geldiğini hatırlıyorum.. O ne kopardı Allah bilir..
NE YAPILABİLİR?: Hiçbirşey yapamıyorsanız, genetiği değiştirilmiş ürünler nelerdir öğrenin ve yememeye çalışın.. Örneğin (mevsimi dışında) domates, salatılık vs. (hiçbir zaman kaynağını bilmediğiniz) mısır, patates,soya ve bunlardan yapılmış şeker, tatlı, büskivi,cips vs. vs. vs. 
NE ZAMANA KADAR?:Belki ömrünüzün sonuna kadar.. Ya da Türk halkının iradesini yansıtan bir idare kurulunduktan 5-10 sene sonrasına kadar.. Bugün bir başka Türk devleti örneğin Türkmenistan doğalgazı halkına bedava vermektedir.. Benzini de ücretsiz yapmaya çalışmaktadır.. (Hatta devlet her "evlenen çifte" "ev" vermektedir.) Biz Türkiye Cumhuriyeti de bu derece zenginiz.. ama halimize bakın.... Toplu ulaşımı olmayan, herşeyini ithal enerjiye bağlamış ve dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülke değilmiyiz..
"Yenilebilir bir ekmeğin" kaç dolar olduğunu da düşünün??
Üstelik genetiği değiştirilmiş buğdaydan yapılmış ekmeği.. İşte iki devlet.. Halksa aynı halk TÜRK..
 
cesuryorum



Yorum ( 0 )
Hit:105
21.01.2008 21:37:42
Tavsiye: 3
Kategori: HABERLER

Arkadaşına Gönder:
Kimden Kime  

Yorumlar



yorum yapılmamış :(

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız. ( Üye olmak için tıklayın. )

Üyeyseniz giriş yapmak için tıklayın.