Diyanet'in Kadına Bakışı

IHANET
Bu bir suc duyurusudur; Diyanet kadina ihanet etmistir...
Binlerce yildir geleneklerin gudumunde varligini surduren siyasal sistemler bir yandan dinleri varederken bir yandan da kadini bu sistemin en onemli somuru unsuru haline donusturdu. Tanri hep ‘erkek’ olarak yansitildi; tanrisal ozelliklerin ancak bir erkegin uzerinden hareketlenebilecegi toplumlara empoze edildi. Tasavvur edilen tanri ‘baba’ imgesine sigdirildi ve bu sayede kadinin ‘ikinci sinif insan olma zemini’ de hazirlanmis oldu.
Nitekim gunumuze kadar var olagelen bu haksiz uygulamaya muhatap olan kadin bu sayede asagilanip hor gorulmekten, siddete maruz kalmaktan bir turlu kurtulamadi. Kadinsi degerlerine erkeksi yasaklar konulurken etrafi korkularla kusatildi.
Degisen sistemlerin hicbiri kadini bir ‘meta’ olmanin otesine yerlestirme cesaretine sahip degildi. Zaman zaman filizlenen bu cesaret dinler vasitasiyla siddetli bir bicimde torpulenirken tanrisal kavramlarin dayattigi guclerle kadinin ezilmesi ve somurulmesi ulvi sebeplerle var edilmeye calisildi. Sistemlerin aksamadan yuruyebilmesi icin bu somuruyu var etmesi gerekiyordu. Kadin azat edilmemeli, itaatkar olmaliydi.
Kadinin kendisine bicilen bu rolu kabullenmesi yine dinler araciligiyla saglanmaya calisildi. ‘Kader’ kavrami one cikarilarak zulum mesrulastirildi. Kati kurallari ile var olan inanclarin hemen hepsi kadini ‘seytan’ ilan ederken yetmezmis gibi bir de inzivaya ve gizlenmeye mahkum etti.
Gunumuzde de durum tarihi surecten cok farkli degil. Ulkemizde devlete din uretme misyonu yuklenen kurum olan Diyanet bu konuda Engizisyon’u aratmayacak mantikla beyanlarda bulunmakta ne yazik ki…
Diyanet daha bir kac ay oncesindeki "Feminizm Ahlaksizliktir!" yorumunu rahatlikla algilayabilecegimiz beyanatlari ile ulkedeki gerilimi bir kez daha tirmandirmayi basarmistir. "Kadin kendi benligini kaybederse cocuklarina verebilecek nesi olabilir? Ahlakini kotu ozentilerle dejenere etmis, aklini fikrini ‘feminizm’e adamis, erkeklere savas acmis bir annenin cocuklarindan meydana gelmis bir toplumdan ne umulur?" seklindeki aciklamalari resmi sitesinde yayimlayan Diyanet, henuz feminist hareketi kabul edemeyecek ve daha da kotusu ne oldugunu dahi bilemeyecek bir yonetici guruhu tarafindan ‘din’den sorumlu organ olarak islevini surdurmektedir.
Feminist hareketin ‘erkeklere savas actigi’ iddiasi ancak ve ancak kiskirticilik kistaslari icerisinde degerlendirilirse olasidir. Verilen bu beyanat ile kadin-erkek kutuplasmasi alevlendirilmis ve karsilikli tahammulsuzluklerin artmasina neden olunmustur. Dini yorumlama yetkisi ile donatilan ve mevcut sistem adina tehlikeli bir siyasi kanat olan Diyanet'in akil disi aciklamalari ne yazik ki yillardir bircok kesimi huzursuz etmektedir.
Yonetim gevsekligi sayesinde futursuz beyanlar vermeyi adet haline getirmis bu kurumun bir gafi da "Cinsi Hayat Ilmihali" adli yapiti esas alarak topluma sunduklaridir. Bu olaganustu eser (!) deki “Kadinlarin yabanci erkeklerle konusurken kalpte suphe uyandirmayacak ve karsisindaki kisiyi yanlis anlamaya suruklemeyecek tarzda ciddi ve agir basli olmalari, sus ve endamlarini yabancilara gostermemeleri, sokaga ciktiklarinda guzelce ortunmeleri bu gayeye matuf emirlerdir. Hz. Peygamber kadinlarin kendi evleri disinda baskalarina hissettirecek derecede koku surunerek dolasmalarini hos karsilamamis ve bunu edep disi bir davranis olarak degerlendirmistir.” cumleleri bu kurum ve yoneticilerinin kadin-erkek esitligi ve kadina bakis acisi konusundaki fikirlerini gun yuzune cikarmaktadir.
Bu yorumlar ile Diyanet, tanriymis gibi davranmaktan geri durmayan bir umursamazlikla kadini –sanki deger veriyormus gibi de yaparak- asagilamayi gorev tayin etmistir. Bu aciklamalar ile ayni zamanda kadina karsi siddet de mesrulastirilmaya calisilmistir. Yasamin her evresindeki davranislarina ‘edep disi’ damgasi vurulan ve bu sayede erkegin goz hapsinden kurtulamayan kadin ayni zamanda tum bunlar sebebiyle uygulanacak siddetle de karsi karsiya birakilmistir.
Dinlerin varligi ile sekillenen toplumlarda bu gibi kurumlarin sunacagi her beyanat cok buyuk etkinlik tasir. Iste bu noktada Diyanet –aslinda olmasi gerekirken- kadini dislayici aciklamalardan hic vazgececek gibi gorunmemektedir. Hatta her gecen gun bir yeni adimla toplumun huzuruna dinamitler yerlestirmek icin neredeyse caba sarf etmektedir.
Tum bu aciklamalarin art arda yapilmasi tesaduf mudur? Diyanet, kadini karanliklara gommek icin cehalet ile isbirligi icinde midir yoksa kadina ihaneti zorunlu sayan taraflardan biri midir? Devletin daha ne kadar Diyanet gibi siyasi bir olusuma ihtiyaci ve tahammulu vardir? Yoneticisinden halkina herkesin her firsatta demokrasi cigliklari attigi bir ulkede, sadece belli bir zumreyi mesru kilip gerisini dayatmalarla zorlayan bu kurumun devamliligi akil kari midir?
Diyanet kurumsal yapilanmasi ve vaatleri ile Laik-Demokratik Turkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ongordugu anlasmalari saglayabilecek bir misyona ve islerlige sahip degildir. Ne kadina hak etigi degeri verebilecek ne de kendinden yana olmayan vatandasa hosgoruyle yaklasabilecek potansiyeli vardir.
Diyanet sucludur ve kadinin vicdaninda beraat etmeyecektir. Yasanabilir bir Turkiye hedefleyenlerin Diyanet ve ihanetlerini tarihe gomme zamani gelmistir.
|
Yorum ( 0 )
Hit:18 |
21.06.2008 22:57:16
Tavsiye: 0
|
| Kategori: MAKALE |
|
|
|