Sınıfı Sel Götürüyor / Fıkra / Çöl Mevsimi
Sınıfı Sel Götürüyor
![]() SINIFI SEL GÖTÜRÜYOR. Öğretmenler odasında oturuyordu öğretmenler. Kapı hiç kapalı kalmıyor,koridordun gürültüsü tümü ile odanın içine doluyordu. Kapının aralığından ikide bir bir öğrenci başı uzanıyor ve bir öğretmeni çağırarak birtakım şikayetlerde bulunuyor, ya da öğretmenlerden birisini dışarıya çağırıyordu. Küçüklerden, sanırım ikinci sınıflardan bir öğrenciydi. Kapıdan başını uzatarak; - Öyetmeniiim! Öyetmeniim! - Ne var Hazal? Gene ne oldu? Kızım ben size önemli bir şey olmadıkça gelmeyin yanıma demedim mi? - İyi de öyetmenim, sınıfı sel götüyüyoy. - Kızım nasıl sel götürüyor yahu? - Ahmet çişini yaptı. Esya su döktü yeyleye? Çocuk bunu dedikten sonra öğretmeni çayını masaya bırakıp kapıya yönelirken yanımdaki arkadaş glümseyerek; - Desene, çocuklar hep birlikte sınıfa çiş yaptı. O yüzden sınıfı sel götürüyor. Ortalığı sel götürüyor dedim de aklıma geldi. Adıyaman’ın bir köyünde öğretmenlik yapıyordum yıllar önce. Şehirde oturuyorduk. Köye kendi arabamla gidip geliyordum. Yol bir saate yakın sürüyordu. Yol çok kötü değildi ama ‘Hocanın Düzü ‘ dedikleri hafif bir yokuş vardı ki azıcık yağmur yağsa hiçbir yere bir şey olmaz orası vıcık vıcık olurdu ve hiçbir araba çıkmazdı orasını. Gene bir gün erkenden atladım arabaya ve yola düştüm. Hava kapalıydı. Yağdı yağacak yağmur. Yağmur yağmadan orayı bir geçseydim diye düşünüyorum içimden. Derken hafif bir yağmur çiseleyip geçti. Ben Hocanın Düzüne vardım varmasına ya başladı arabanın tekerleri patinaj yapmaya. Belki çıkarım diye uğraşırken, uğraşırken Debriyaj balatası bitmesin mi? De bakalım ne yapayım şimdi. Olulda öğrenciler beni bekliyor. Kilitledim arabanın kapılarını. Aldım çantayı elime . Başladım yürümeye. Daha köye epeyce de yol var. Neyse onbeş dakika gecikmeyle okula yetiştim. Arabayla geldiğimi bilenler sordular.’ Hayrola hocam, ne oldu da bu gün arabasız geldin?’ Bende onlara Hocanın Düzünde çobanlar sidik yarışı yapıp yola işemişler .Orası çamur olmuş. Araba çıkamadı o yüzden arabayı orada bırakıp yürüyerek geldim bu gün. Dedim gülüştük. Ondan sona bu lafım köylünün diline düşmüş. Beni her arabayla gördüklerinde sorarlardı; ‘ Hocanın Düze bu gün işeyen olmamış her halde diye. Bu çocuklarda Hocanı Düz bellediler sınıfı sanırım. 2 Mayıs ‘007 Ankara
Yorumlar
|
||||||||

